Fatih ASLAN

Hakkımızda

Beni yakından tanıyın

İŞ DENEYİMLERİM

İş Deneyimlerime göz atın

PROJELER

En son proje çalışmalarımıza göz atın

YETENEKLER

Yeteneklerime göz atın
PHP/HTML/CSS/JS/WORDPRESS90%
MYSQL/MSSQL85%
C/C++/PYTHON82%
FLUTTER60%
PHOTOSHOP98%
ILLUSTRATOR85%
PREMİERE75%
AFTER EFFECTS60%
SİBER GÜVENLİK/NETWORK81%
LINUX SİSTEM YÖNETİMİ74%
GÖMÜLÜ YAZILIM/IOT70%
YAPAY ZEKA55%

REFERANSLAR

Çalıştıgım firmalardan bazıları

EĞİTİMLER

Eğitim ögrenim hayatım

BLOG

En son bloglarıma göz atın
  • 15 Ekim 2020, 14:07

    Konuşulmayan dil diye bir şey var. Bazen sevdiklerimizle kendimiz arasında, bazen ise kendimizle kendimiz arasında var olamayan bir dil. Hangisi daha ...

    Konuşulmayan dil diye bir şey var. Bazen sevdiklerimizle kendimiz arasında, bazen ise kendimizle kendimiz arasında var olamayan bir dil. Hangisi daha tehlikeli? Sevdiklerinin seni anlamaması mı yoksa kendi kendini anlayamaman mı? İki türlü de kapalı kapılar var. Araya giren duvarlar… Ulaşılamayan, girilemeyen, hissedilemeyen, dokunulamayan… Kapalı her kapı ardında sonsuz odalar ve odaların her birinde de sonsuz karanlıklar... Herkesin içindeki şeytan yandır bu odalar içindeki karanlıklar.

    En ürkütücü olanı, kişinin kendisi ile arasında olan duvarlardır. Kendinle konuşmayı bıraktığın an, bu duvarlar ardındaki karanlık daha da büyür. Hatta o kadar büyür ki, kişi artık kendi kendini yok etmeye başlar. İç sesini duymaz olur, ruh kayıptır artık. İki kişi barınır tek bedende. Gizli bir savaş vardır ruhlar arası, hiç dinmeyen. Şeytanın hep galip geldiği; kimselerin bilmediği, hissetmediği, duymadığı gizli bir savaş. Kendisi bile bilemez bu savaşı, fark edemez. Nasıl fark etsin, kendi dili bile laldır kendine, iç ses mühürlemiştir dudaklarını. Suçu işler, cezayı kesmez. Bahçeyi kurutur, yeniden yeşertmeyi bilmez. Kıyar, kırar, yıkar, yakar, vurur ama yüzleşmeyi hep es geçer, onu da savurur gider. Aynı yollardan defalarca yürür ama nasıl yön değiştirilir, hiç bilmez.

    Sonra birden biri çıkagelir, savaşın tam ortasında öylece dikilir. Kendi kendine yapamadığını, o yapar. Aynayı koyar önüne. Unuttuğun, gizlediğin, sakladığın ne varsa tek tek gösterir. Sana seni yeniden hatırlatır, iç sesinin aslı oluverir. Geçmişin karanlık yanını, gelecekle aydınlatmaya çalışır tek tek açarak o kapattığın perdeleri. Nakış gibi işler seni sana. Kendi iç savaşının beyaz bayrağı olur birden. Gözünün zifiri karası yine bal rengi olur. Fark etmeden kapattığın her kapıyı açar, fark etmeden ördüğün her duvarı yıkar, fark etmeden unuttuğun o dili yeniden öğretir.

  • 02 Ekim 2020, 13:59

    Hayat insanlara kartlar dağıtır. Bu kartlar kimi zaman şans, mutluluk, ders, üzüntü, seçim, tecrübe kimi zaman hata ya da ...

    Hayat insanlara kartlar dağıtır. Bu kartlar kimi zaman şans, mutluluk, ders, üzüntü, seçim, tecrübe kimi zaman hata ya da pişmanlık kartlarıdır.

    Yaşam bana göre önümüze gelen bu kartları açtığımızdaki bakış açımız ve davranış biçimimizdir. Çoğu zaman içine düştüğümüz olaylar bizi öyle bir noktaya getirir ki nasıl tepki göstereceğimizi, nasıl bir davranış şekli ortaya koyacağımızı bilemeyiz. Yönümüzü, yolumuzu şaşırabiliriz.

    Kendimize verdiğimiz telkinler aslında öğrenilmiş, dayatılmış düşünce şekilleridir.

    "Dik dur, yenilme, pes etme, vazgeçme, savaş vb." Bazı hal ve durumlarda olayın üstüne gitmek, zorluklara göğüs germek, yeniden ayağa kalkmak, gayretli olmak tabii ki yaşam içerisinde seçtiğimiz yollar olmalı. Ama... Bazen de doğrusu bu değil!

    Tam tersi akışa bırakmak, kabullenmek de bir nevi hayatla başa çıkma yöntemidir. Ayrıca kabullenmek teslim olmak olarak da algılanmamalı. Sanılanın aksine direnip hayatımızda olanları inkâr etmek, manasızca savaşmaktansa cesaret gerektiren bir durumdur kabullenmek. Bir durumla yüzleşebilmenin sorumluluğunu almak ve sonrasında ise çözüm aramak kabullenmek kelimesinin açılımıdır.

    Kabullenmekten kastımız sorunlardan kaçmak değil; değişime adım atmaktır. Karar vermek en zor olandır hayatta. İşte kabullenebilmek karar vermeyi de kapsar. Kabullenebilen kişi artık seçimini de yapmıştır. En basit ve günlük haliyle ilişkimizdeki kabulle başlayabiliriz. Değişmez hatadır bu: Karşımızdaki kişiyi bir oyun hamuru gibi yoğurarak istediğimiz kıvama getirebileceğimiz düşüncesi. Biz biziz. O kişi ise bambaşka biri. Değiştirmeye uğraştığınız kişiye haksız suçlama yaparsınız; gereksiz çaba gösterirsiniz ne yorucu değil mi? Oysa kabullendiğiniz anda savaş biter. Başka bir mantaliteye geçersiniz. O noktada mantık ve sağduyu devreye girer. Boşa verilecek çaba yerini çözüm ve akılcılığa bırakır. İnsanız neticede ve yapabileceklerimizin sınırı var. Her durumu değiştirmek elimizde olmayacağına göre akışa bırakmak, teslim olmak hayata karşı ne güzel bir kafa tutuş şeklidir. Kendini değiştirmek de kabullenmenin birinci adımıdır.

    Hayatımızda bir kere de olsa trafik nedeniyle yetişmemiz gereken uçağı kaçırmışızdır. Verdiğimiz sipariş yanlış gelmiştir. Hiç olmayacak yerde telefonumuzun şarjı bitmiştir. Biz birine âşık olmuşuzdur o kişinin bizden haberi bile yoktur. Bu ve bunun gibi büyük küçük bir sürü aksaklık her gün hayatımıza dâhil olan durumlar.

    O anda isyan etmek, öfkelenmek bir noktaya kadar tamam. Fakat sonrası olmamalı. Öfke nöbetleri ve dövünmeler yerini çözüm arayışına bırakmalı. Bir durum meydana geldi; olumlu veya olumsuz. Kendimizi veya o durumu yargılamak değil artık olması gereken. "Evet, şu anda ortadaki durum bu. Değiştiremeyeceğime göre böyle kabullenip yönümü çizmeliyim" kararını vermeliyiz. Ya da biten bir duyguyla yüzleşip kalp yaramızı sessizce onarmaya çalışmalıyız. Bu da bir kabulleniş şekli. Nokta koyabilmek...

    Belki de bunca cümlenin arasında anlatılmak isteneni en doğru özetleyen şu: "Allahım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenme olgunluğu ver."

    Bu doğrudan yola çıkarak kendimize de anlamsızca yüklenmek, kendimizi suçlamak insafsızlıktır. Olayları kabullendiğimiz gibi kendimizi de kabullenmeliyiz. İnsanın kendini de kabullenebilmesi büyük bir başarıdır. Hatalarımız bizim kötü ya da başarısız insan olduğumuzu göstermez. "Kendimi hatalarımla olduğum gibi seviyorum" diyebildiğimiz zaman işte o zaman kademe atlamış oluruz.

    Doğum ve ölüm... Hayat bu iki kelime arasında geçen kısa bir süre. Bu zaman diliminde gelip geçen her durumu hayatımızın misafirleri gibi algılamalıyız. Yaşamda tüm duygu ve durumları yaşamalı zihnimize buyur etmeliyiz. Sonrasında ise bize yük olan olayları doğru bakış açısıyla gönderebilmeli, bizde kalanları ise olgunlukla kabul etmeliyiz.

    Huzurlu bir yaşam, sağlıklı bir beden ve zinde bir zihin için hayatın bize sunduklarına "eyvallah" demek yeterlidir.

  • 02 Ekim 2020, 13:58

    Arada bir kenara çekilip bakmak lazım gerek, kimde ne kadarız, kim bizde ne kadar? Bu söz gerçekten çok önemli. Belki de ...

    Arada bir kenara çekilip bakmak lazım gerek, kimde ne kadarız, kim bizde ne kadar? Bu söz gerçekten çok önemli. Belki de hayatımızı değiştirecek bir söz. Bizler genelde yaşadığımız iyi ve ya kötü olaylardan sonra ders alırız hâlbuki yaşamın her anında özellikle de örneğin bu salgın dönemi gibi yalnızlığa, bireyselliğe geçtiğimiz zamanlarda da buna bir bakmalıyız.

    Kutsal dediğimiz şeyler acaba gerçekten kutsal mı? Dost düşman kim? Kim bize ne kadar değer veriyor önceliği miyiz ya da neyiyiz? Bu yaşıma kadar öğrendiğim bir şey vardır mesela benim. Kimse aslında söylediği kadar yoğun ve meşgul değildir. İster başbakan ol ister öğretmen... Karşındakinin bir lafını dinleyecek bir 5 dakikan hep olur. Olmadığını söyleyen genelde ya ağzına alışkanlık etmiştir ya da size zerre değer vermiyordur. Önceliği değilsindir. Hâlbuki birine değer vermek kitaplarda yazmaz kültür ve insanlık işidir. En önemlisi içten gelir. Çok uzun zamanlardır insanların ne söylediğinden çok ne yaptığına bakıyorum.

    Gerçekten bu şekilde karşınızdakinin size verdiği değeri anlamanız daha kolay. O zaman şimdi hazır sonbahar ayları da gelmişken kenara çekilip bakmanın tam zamanı. Kimde ne kadarsın, sende kim ne kadar?

    Güzel ve sağlıklı sonbaharlar...

İLETİŞİM

Hizmetlerim hakkında daha detaylı bilgi almak için e-posta, telefon veya iletişim formumuz aracılığı ile rahatlıkla irtibat sağlayabilirsiniz.
WhatsApp